Mehmet Sönmezoğlu DUA
Yazı Detayı
21 Mayıs 2020 - Perşembe 17:00
 
DUA
Mehmet Sönmezoğlu
 
 

Dua, Allah'a (C.C.) karşı rağbet, niyaz, yalvarış, tazarru manalarına gelir.  Cenab-ı Hak'tan hayır ve rahmet dilemek, Allah'ın rızâsını, hidayet ve istikamete muvaffakiyyeti dilemek, yalvarmak manalarına gelir.  Kelime olarak, Birisini çağırmak. Bir kimseye bir isimle seslenmek anlamına da gelir. Davet kelimesi de aynı köktendir. Dua, ibadetin iliğidir.[i]

Dua, yüce yaratıcıya yönelerek O'ndan istek ve dilekte bulunmaktır. O'ndan başkasından dilekte bulunulmaz. Kulun isteklerine O'ndan başkası cevap veremez. Çünkü her şeyi gören, işiten ve her şeye gücü yeten yalnız O'dur. Bu sıfatlar O'ndan başkasında bulunmaz. Dua, aynı zamanda ibadettir. Nitekim Peygamberimiz: "Dua. ibadetten ibarettir"[ii] buyurmuştur.

Ebu Hureyre (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah katında duadan daha faziletli bir şey yoktur."[iii] Allah Teala sonsuz merhamet ve lutuf sahibidir. Kendisine içtenIikle yalvaranları boş çevirmez. Konuya başlarken mealini sunduğumuz ayet-i kerime'de Allah Teala bunu açıkca bildiriyor. Bir başka ayette de: "Bana dua edin kabul edeyim"[iv] buyuruyor. Enes (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz Allah Teala haya ve kerem sahibidir. Bir kimse ellerini kendisine doğru kaldırıp dua ettiğinde onları boş döndürmekten haya eder."[v]

Dua deyince, sadece dille yapılan duâ anlaşılmamalıdır. Bir de fiilî dua vardır. Mü'min kişi arzularını Rabbinden diliyle taleb ettiği gibi fiilen de teşebbüs edecektir. Dili ile taleb ettiği şeyin gerçekleşmesi için aklın gösterdiği sebeplere başvuracaktır. Nitekim, hastalıklardan kurtulmak için Allah'a dua etmemiz meşru olmakla birlikte, ilaç almamız, maddî olarak tedavi yollarına başvurmamız Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tarafından tavsiye edilmiştir.  Helâl rızık taleb edilmesini, rızkın bol olması için Allah'a dua edilmesini tavsiye eden, dualarında bunlara yer vererek fiilen örnek olan Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) rızkın meşru yollarını da göstermiş; ziraat, ticaret ve san'atla meşgul olmayı, bunların helâl  rızkın kapıları olduğunu söylemiştir.

Öyle ise duanın ibâdet yönünden başka, dünyevî ve şahsî hayatımızı ilgilendiren ayrı bir yönü daha vardır: Dua etmek suretiyle arzularımızı, ihtiyaçlarımızı, bir başka ifade ile gerçekleştirilmesi gereken hedefleri ifadeye döküyor, şuur haline getiriyoruz. Yapılacak işleri bir bakıma gündeme getiriyor, plana programa alıyoruz.

Duânın en güzel, en lâtif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: "Duâ eden kişi bilir ki; birisi var ki, onun sesini dinler; derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder; Onun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil, bir Kerim Zât var; ona bakar, ünsiyet verir...

Dua ile ilgili dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:

1. Duayı en çok etkileyen husus kişinin kazancıdır. Helal lokma duanın kabulü için gereklidir. Ebû Hureyre anlatıyor. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Allah tayyiptir (her türlü noksanlıklardan münezzehtir) temiz ve helal olanı ancak kabul eder. Müslüman, kazancının helaldan mı haramdan mı olduğuna dikkat etmeli, haram olan kazanca itibar etmemelidir. Ancak bu sayede Allah duasını kabul eder.

2- Dua için seher, Cuma ve arefe gibi mübarek vakitleri seçmek. Dua her zaman için yapılabilirse de bazı vakitlerde yapılması, duanın daha çabuk kabul görmesini sağlar. Bu vakitlerden birisi seher vaktidir. Her gecede duanın kabul olacağı bir saat vardır ki, her hangi bir müslüman ona rastlar da dünya ve ahirete dair Allah'tan hayır dilerse, muhakkak Allah dilediğini yerine getirir. Bu saat her gecede vardır.[vi] 

Cuma gününde de duaların kabul olacağı bir saat vardır. Kim o saate dek getirir ve Allah'tan bir dilekte bulunursa, Allah Teâlâ onun dileğini kabul eder. Ebû Hureyre (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Cuma gününde bir saat vardır ki, müslüman o saate rastlar da Allah'tan bir şey dilerse, Allah onu kendisine mutlaka verir."[vii]

3- Allah'tan meşru olmayan bir dilekte bulunmamak. Ubade b. es-Samit (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yeryüzünde hiçbir müslüman yoktur ki bir günahı veya akraba ile ilişiği kesmeye "vesile" olacak bir dilekte bulunmadığı sürece, her hangi bir dua ile dua etsin de Allah Teâlâ ona istediğini vermesin veya o duasına karşılık bir kötülüğü ondan uzaklaştırmasın." Dinleyenlerden birisi: - Öyle ise biz de çok dua ederiz, deyince, Peygamberimiz: "Allah'ın lutuf ve ihsanı istediğinizden daha çoktur" buyurdu.[viii] Bu hadis-i şerife göre Allah Teâlâ kendisine, meşrû olmayan bir dilekte bulunmak hariç, diğer dilekleri yerine getireceğini müjdelemektedir.

4- Duada acele etmemek. Çünkü her şeyin belli bir zamanı vardır, o zamanı beklemek gerekir. Peygamberimiz buyuruyor: "Bir kul günahı veya akrabası ile dargınlığa vesile olacak bir şey dilemedikçe ve bir de acele etmedikçe duası kabul olunur." Peygamberimize: -Ey Allah'ın Resûlü, duanın kabulüne engel olan acele etmek ne demektir? diye soruldu . Peygamberimiz: "İnsan, çok dua ettim de kabul edilmedi, der. Dileğinin gecikmesinden dolayı duayı terkeder. İşte acele etmek bu demektir" buyurdu.[ix]

5- Dua eden kimse içten dua ederek yaptığı duanın kabul edileceğine inanmalıdır. Duam kabul edilir mi, edilmez mi gibi bir tereddütle yapılan dua makbul olmaz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Dualarımızın kabul edileceğine inandığınız halde Allah'a dua edin. İyi biliniz ki Allah, gafil olan ve gönlü Allah'tan başka bir şeyle meşgul bulunan kimsenin duasını kabul etmez."[x]

6- Dua eden kimse korku ve derin bir saygı içerisinde bulunmalı, bağırarak yalvarmaktan sakınmalıdır. Dua, küçüğün büyükten, acizin güçlüden ihtiyacını ciddi olarak istemesi demek olduğuna göre duada yalvarma halinde bulunmamak, ufak da olsa bir saygısızlık etmek, dua sınırını aşarak iltimas sınırına geçen bir haddini aşma olayı olduğu gibi, gizli bir şekilde yapmamak bağırıp çağırmak da ihlas sınırından gösterişe geçen bir hadsizliği kapsar. Her şeyden önce itikad'ın dürüst ve pak olması gerekir. Haram ve zulümden içtinab etmelidir. Dua ânında kalbi gaflet içinde olmamalı, tam  bir teveccühle Allah'a yönelmeli, tazarru ve niyaz içinde bulunmalı. Yoksa ağzı okumakta ve duada olup kalbi yabanlarda olacak olsa fayda etmez, abes yere çalışır.

7- Dua edecek kimsenin abdest alması ve kıbleye dönerek ve geçmiş günahlarına tevbe etmesi duanın adabındandır. Böyle yapması duasının çabuk kabul olmasına sebeptir.

8- Duadan önce Allah'a hamd etmek, Peygamberine salât ve selam getirmek.

9- Duadan önce yoksullara ve kimsesiz çocuklara sadaka vermek ve yardım etmek. Hak sahipleri ile helalleşmek. Böylece hazırlıklı olarak Allah'a yalvarmalı ki Allah Teâlâ kendisine yapılan duayı kabul buyursun. Sonunda da: "Sübhane Rabbike Rabbi'I-İzzeti amma yesıfûn ve selamün alel-mürseline ve'lhamdülillahi Rabbi'l-alemin" diyerek duayı tamamlamak.

Kelime-i tevhidi diliyle söylemek, Kur'an'ı tilâvet etmek,  İlim öğrenmek, İlim öğretmek, Allah'a dua etmek, Allah'ı zikretmek, tevbe ve istiğfar da buraya dâhildir, Boş laflardan kaçınmak. Müslüman yapması gereken vazifelerdendir.

Büyük mürşid, İbrahim bin Ethem, hâllerini incelediği Basra halkına şöyle hitap eder.    

Ey Basra halkı, sizin hâlinizi inceledim, davranışlarınıza dikkatle baktım, kalblerinizin günahlarla öldüğünü anladım. Halbuki ölü kalblerin duasını Allah kabul etmez.     Sorarlar: 

Nasıl günahlarla öldürmüşüz kalbimizi?  Tam on günahla öldürmüşsünüz kalbinizi. Bunlar da şöyle sıralanabilir:    

1-Allah'ı tanıdığınızı söylüyorsunuz, ama emirlerini tanımıyorsunuz.    

2-Kur'an'ı okuyorsunuz, ama mânâsıyla amel etmiyorsunuz.    

3-Resûlüllah'ı sevdiğinizi iddia ediyorsunuz, sünnetini ise tatbik etmiyorsunuz.    

4-Şeytanın düşman olduğunu söylüyorsunuz, ama onunla dostluk kuruyorsunuz.    

5-Cenneti sevdiğinizi iddia ediyorsunuz. ama ona hazırlık yapmıyorsunuz.    

6-Cehennemden korktuğunuzu iddia ediyorsunuz, ama kurtuluş için günahtan uzak kalmaya gayret etmiyorsunuz.    

7-Ölüm haktır diyorsunuz, hak olan ölüme hazırlık yapmıyorsunuz.    

8-Kardeşlerinizin ayıbıyla uğraşıyor, kendi ayıbınızı göremiyorsunuz.    

9-Allah'ın verdiği nimetleri yiyor, ama şükrünü unutuyorsunuz.    

10-Ölülerinizi gömüyorsunuz, ama bir gün kendinizin de gömüleceğini hatırlamıyorsunuz.    

İbrahim bundan sonra şöyle der:     İşte ey Basra halkı! Sizde gördüğüm bu on çeşit günah kalbinizi öldürüyor, canlı ve diri bir kalble Allah'a dua edemiyor; redde müstehak oluyorsunuz. Bu saydıklarımı terk edince huzurunuzun geldiğini, duanızın kabul olduğunu göreceksiniz.     .

Özet olarak işaret ettiğimiz bu hususlara uyularak dua ettiğimizde inşallah dualarımız makbul ve dileklerimiz yerine gelir. Peygamberimizin bir duası ile konumuzu  tamamlayalım Ya Rabbi, kabul olmayan duadan, faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten sana sığınırız.. Allah'ım, seni zikretmek, sana şükretmek, sana güzelce ibadet etmek hususunda bana yardım et.’’[xi]                  

 

[i]  Tirmizî, Daavat, 1

[ii]  Tirmizî, Dua, 1; İbn Mace, Dua, 1

[iii]  Tirmizî, Dua, 1

[iv]  Mümin, 60.

[v]  Ebû Davud, Salât, 358; Tirmizî, Daavat, 105.

[vi]  Müslim, Kitabu Salati'I-Müsafirin, 23

[vii]  Buhârî, Cuma, 37; Müslim, Cuma, 4; Tirmizî, salat, 354.

[viii]  Tirmizî, Dua, 9.

[ix]  Buharî, Daavat,22; Müslim, Zikir ve Dua, 25

[x]  Tirmizî, Daavat, 66.

[xi]  Ebû Davud, Salât, 361

 
Etiketler: DUA,
Yorumlar
Haber Yazılımı