Ali Rıza Utar Vicdan Azabı
Yazı Detayı
08 Şubat 2019 - Cuma 11:29
 
Vicdan Azabı
Ali Rıza Utar
 
 

Yüce Allah her insanın içine bir nasihat eden yerleştirmiştir. Bu nasihatçi, insan iyi işler yaptığında onu desteklerken kötü işler yaptığında rahatsızlık duyarak, sitemde bulunarak onu engellemeye çalışır. İşte bu hissiyatları uyandıran içimizdeki nasihat edene vicdan denir, Allahu Teala ise Kur’an’da bunu “nefs-i levvame” olarak ifade ediyor. Yüce Yaradan şöyle buyuruyor:

“An dolsun kıyamet gününe. Ve an dolsun kendini kınayıp duran nefse.” Kıyamet/1-2

Bu uyanık haldeki ve uyarıcı vicdan o kadar önemlidir ki Yüce Allah onun üzerine and içiyor! Kötü bir davranışta bulunulduğunda yukarıda zikrettiğimiz ayette geçen “nefs-i levvame” (levmeden/kınayan nefis) yani bahsettiğimiz içimizdeki nasihatçi, insanı uyarmaya ve rahatsızlık vermeye başlar. Sonunda günahkâr kimse hatasını itiraf eder. Bazı katiller işledikleri cinayetten ötürü suçları ortaya çıkmadığından kanunen bir ceza almazlar. Ancak yıllar sonra kendileri gidip cezalarını çekmek için suçlarını itiraf eder ve teslim olurlar. Kendilerine neden itirafta bulundukları sorulduğunda şöyle derler: “Vicdan azabından geceleri uyuyamıyordum. İçim sürekli vicdanen rahatsızdı, nefsi levvamenin kırbaçlarına dayanamıyordum bu nedenle itirafta bulundum!”

Vicdan azabı bazen insanı o kadar rahatsız eder ki sonunda insanın psikolojisi bozulur, sağlığı elden gider. Bazen de bu o kadar şiddetli olur ki suçlu şahıs kendi canına kıyar.

İçimizdeki bu nasihatçi gerçektir ve asla göz ardı edilmemelidir.

“Oku kitabını (sicilini). Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter!”İsra/14

Vicdana Kulak Vermek

Allahu Teâla nefs-i levvame adında değerli bir gücü insanda var etti, onun tavsiye ve sakındırmalarına uyan kişi gün geçtikçe güçlenerek kemale erişir. Sonunda mutmain nefis makamına erişerek, şu ayetlerin muhatabı olur:

“Ey mutmain nefis! Dön Rabbi’ne O’ndan razı olarak ve rızasını kazanmış bulunarak. (Seçkin) kullarımın arasına katıl. Ve gir cennetime.” Fecr/27-30

Fakat nefsi levvameye kulak vermezse günden güne zayıflayarak adeta bir ölüye dönüşür, vicdansızlaşır. 

“Andolsun ki, biz kalpleri olup gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitemeyen cinlerden ve insanlardan pek çok canlıyı cehennem için ayırmışızdır. Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” A’raf/179

Bu tür insanlar görünürde insandır fakat insaniyet belirtileri yoktur! Görünürde gözleri vardır ancak gerçekleri görmüyorlar. Kulakları vardır ancak gerçekleri duymuyorlar. Bu özelliklerin sahipleri dört ayaklılar gibidir, hatta daha da aşağıdırlar!

Soru: Neden bu tür insanlar hayvanlardan daha aşağı olarak ifade ediliyor?

Cevap: Cevabı çok açık! Dört ayaklılar ilerleme ve mutmain nefse ulaşma yeteneğine sahip değildir.  Ancak insan bu imkana sahiptir. Şairin dediği gibi:

“İnsan Allah’tan başka hiçbir şeyi görmeyecek kadar yükselebilir

İnsanoğlunun makamının nerelere ulaşabileceğine bir bak!”

Sadi Şirazi

 Bu insanların aklı ve vicdanı yoktur. İçlerindeki nasihatçi ölmüştür artık. Bunlara bir şeyler söylemek de etki etmez. İşte bunlar gibiler dört ayaklılardan daha şaşkındırlar.

Hz. Ali (as) içimizdeki nasihatçinin önemine ilişkin şöyle buyuruyor:

“Biliniz ki içindeki nasihatçiye kulak vermeyen kişiyi Yüce Allah şeytanın vesveseleri, dünya ve ahiret dertleriyle baş başa bırakacaktır”

İmam Bakır (as) ise şöyle buyuruyor:

“Eğer Yüce Allah insanın içinde nasihatçi (vicdan) var etmeseydi, o kimseye diğer nasihat edenler ve insanların sözleri de fayda etmezdi”

Yani asıl nasihatçi, insanın içindeki nasihatçidir. Eğer o olmazsa Kur’an ayetleri, Peygamberler ve Masum İmamların sözleri, tarihte geçen kıssalar ve yakınlarımızın ölümü etki etmeyecekti. Bu saydığımız nasihat edenlerin size etki etmesini istiyorsanız, Allah’ın sizi sorunlarla ve vesveselerle baş başa bırakmasını istemiyorsanız içinizdeki nasihatçiyi güçlendirin, ona kulak verin.

                                                                                                               Hayırlı cumalar dilerim 

 
Etiketler: Vicdan, Azabı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Eylül 2020
Edep ve Hayâ'nın yaşantımızdaki yeri
10 Eylül 2020
ALLAH'A KUL OLMAK
28 Ağustos 2020
İMAM HÜSEYİN (as) VE AŞURA
13 Ağustos 2020
EMANET’İN ÖNEMİ
23 Temmuz 2020
İMAM ALİ'DEN (as) NASİHATLAR
17 Temmuz 2020
Hayatımızda Tevazu ve Kibirin yeri
09 Temmuz 2020
EBEVEYNİN BEDDUASI
02 Temmuz 2020
İslamda Çocuk Sevgisi
25 Haziran 2020
İHLASLA YAPILAN AMELİN FAYDALARI
18 Haziran 2020
EBEDİ HAYAT
16 Nisan 2020
Dua Ederken !!
09 Nisan 2020
HZ.MEHDİ’NİN (AS) ZUHUR ALAMETLERİ
03 Nisan 2020
Dinde kin gütmenin yeri nedir?
26 Mart 2020
ŞABAN AYI DUASI (1)
19 Mart 2020
İslamda Temizlik
12 Mart 2020
Büyük Günahlar
28 Şubat 2020
Recep Ayı, Fırsat Ayıdır
17 Şubat 2020
Güzel Huy
24 Ocak 2020
Hz. Fatıma'dan (s.a) hikmetli sözler
16 Ocak 2020
Namaz'ın önemi
08 Ocak 2020
İslamda kardeşliğin önemi
12 Aralık 2019
Kıyametin Anlatılamaz Azameti
06 Aralık 2019
Suskunluğun Üstünlüğü
22 Kasım 2019
Öfke ve Kontrolü
08 Kasım 2019
En iyi Ümmetin Belirtisi
25 Ekim 2019
Efendimizden Hikmetli İnciler
04 Ekim 2019
NASIL DUA ETMELİYİZ?
06 Eylül 2019
MATEM AYI
30 Ağustos 2019
Cuma Namazı
26 Temmuz 2019
En Büyük Nimet: Dua
12 Temmuz 2019
Haccın önemi
05 Temmuz 2019
İslam ve Kadın
21 Haziran 2019
Helâl Kazanç
30 Mayıs 2019
Gençlikte ibadet
20 Mayıs 2019
Tövbe Ayetleri
14 Mayıs 2019
Yetime el uzatmak
10 Mayıs 2019
RAMAZAN AYINDA AMELLERİN SEVABI
09 Mayıs 2019
Ramazan Tavsiyeleri
08 Mayıs 2019
Şabaniye Hutbesi
07 Mayıs 2019
Ramazan Ayı Adap ve Görgüsü
19 Nisan 2019
Hz. Mehdi (a.s)
12 Nisan 2019
Şaban Ayı'nın Fazileti
05 Nisan 2019
Hz. Ali (as) Halkın Malını Nasıl Kullanırdı?
21 Mart 2019
NEVRUZ BAYRAMI
14 Mart 2019
Şeytan’ın Feryatları
08 Mart 2019
Recep Ayı
01 Mart 2019
Hikmetli İnciler
21 Şubat 2019
Tevekkül ile İşe Sarılma
01 Şubat 2019
İnsanlarla Oturup Kalkmanın Adabı
18 Ocak 2019
ANNEYE SAYGI
11 Ocak 2019
İSLAMDA İFFET VE HAYA'NIN ÖNEMİ
04 Ocak 2019
AHLAK
Haber Yazılımı